[İman ile küfür dahi hicab imiş bu yolda, küfürle sefalaştım imanımı yele verdim. Yunus Emre]

21 Mart 2014 Cuma

?


Bir konu hakkında zaman zaman fikrimi paylaştığımda, yahut da bir yazardan alıntı yaptığımda, buna muhalefet eden bir fikirle karşılık verilmesi varken sık sık denk geldiğim üzere, aktardığım düşüncenin estetik şekilde dillendirilişini sürekli mahiyetinin değerini yok saymak için bir koz gibi kullanan Müslümanları, aile fertlerim dahil anlayamıyorum. Bu estetik alerjisi, üslubun şefkatini, yumuşaklığını zaaf gibi görme meylini hazmedemiyorum. Vicdana ve itidale çağıranların aşırı duygusal olarak nitelendirilmesi de buna eklenebilir. Bir fikir edebi olarak, üstelik zorlama bir şekilde değil genel bir üslubun yansıması olarak aktarıldığında neden bazıları için değersizleşiyor. Ağdalı bir dilden de bahsetmiyorum üstelik.
Estetiğe,  sözlü ya da yazılı, fikri paylaşımlara karşı gelişmiş bu refleksel tahammülsüzlüğün kaynakları neler merak ediyorum...

Muhafazakar camiada buna çok sık rastlıyorum. Sözel kısımda da aynı alerji çocukluğumdan beri hep aleyhime kullanıldı. "Senin ağzın iyi laf yapıyor, ben senin kadar güzel anltamıyorum, edebiyat parçalayamıyorum ama sen haksızsın," gibi cümleleri sayısız defa duydum. İyi bir şey söyler gibi görünen hayatmın hakaretleri. Diyalog orada hep tıkandı ve ben acıyla çırpınmamla kalakaldım. Oysa bu cümleyi ne zaman suratıma bir tokat gibi duysam, tüm samimiyetimle diyalog kurma çabasındaydım. Dün mesela bir notumun altında hakaret ve aşağılamalarla dolu bir yorum vardı, yazan sonradan kendisi kaldırmış. Yorumunda en çok dikkatimi çeken ifade; hakaretlerden ziyade yazdığımı ahenkli bir dille yazdığım için yeren, sanki bunu anlatmak istediğimi ilizyona çevirmek için kullanıyormuşum gibi görülmesi, estetik olmasının dahi dillendirdiğim fikrin aleyhine kullanılmasıydı.
...
Bu yazımı başka bir yerde de yayınladım. Oradaki diyaloğu da buraya aktarayım:

A.: politik tavırları edebiyatla harmanlayıp, buğdayın içine hin serpiştirilmesi beni de ziyadesi ile geriyor. illa şahsınıza söylemiyorum bunu. burada bu sebepten bir çok kişiyi ile ilişkimi kestim ( ne onlar için ne de benim için çok önemli olmadığı gözükse bile aynı delikten baktığımız hayatta bu tarz kırılmalar bize namlusunu ter çevirtecek o ayrı bir konu ) bu tarz travmatik durumlar olağan dışı ama sizin nazarınızda kişisel veya genel olarak duruşunuz ve bunu ifade edişiniz beni rahatsız ediyor. neden böyle bir şey düşünüyorum açıkçası toplu biçimde bakamıyorsunuz yani inandığınız değerleri savunma konusunda bir tepki vermiyorsunuz, ama kendi çevrenize dokunulduğunda bu tepki neden se hiç beklenmeyen kişilerden hiç beklenmeyen bir biçimde gerçekleşiyor. burada sizi bir yere koyarken verdiğiniz tepkilerden dolayı söylüyorum. yoksa ne siz beni tanırsınız ne de ben sizi. hakaret olayına katılıyorum. bu bizi aşağılara çektiği gibi aramızdaki yarığı da derinleştiriyor. yanlışım varsa beni düzeltin, selametle
 
Dilsiz Mütercim: Benim açımdan durum politik tavırları edebiyatla harmanlamak olarak gerçekleşmiyor. Aynı dili hayatımın genelinde kullnıyorum. Kendi tecrübem üzerinden hareket etsem de, bu çok daha geniş bir şahitliğe dayanarak yazdığım bir şeydi. Asıl dikkat çekmek istediğim mevzu kendi tecrübem değil, yukarda da belirttiğim gibi gözlemlediğim: Müslümanlarda gördüğüm estetik ve üslup alerjisi. Alıntıladığım, kıymet verdiğim yazarların fikirleri altında da umuma açık ya da özelden yakınlarım tarafından, üsluplarındaki leyyinlik yüzünden aynı hakir görmeyle karşılaşıyorum. Şahsen hoyrat üsluplar içselleştirildiği için bu genel tutumdan ayrı düşen dillendiriş şekillerinin ötekileştirilip, edebiyat parçalama olarak görüldüğünü düşünüyorum.

İnandığımız değerleri savunma konusunda tepki vermemek fakat kendi çevrenize dokunulduğunda ifadeniz üzerine burada tartışmayı gereksiz görüyorum. Çünkü ifadelerinizde hakkımda kalıplaşmış bir şablon var. Bunu burada ne kırabilirim ne de bunu arzu ederim. Savunmak ve tepki vermek meselesi de çok su götürür. Sadece sizin çevreniz diyerek çerçevelediğiniz bir çevrem yok bunu söyleyebilirim. Emek verip yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Selametle.
 
A.: diliniz yaraya bastığı sürece algı "dilinizin güzelliği zehirdir" siz kalp lere dokunmayı tercih edin
her insan bildiği ve durduğu yeri bilmelidir. ( bunu ilk önce kendime söylüyorum.) et şablonlaşmış düşüncem olamaz, ben onu verdiğiniz tepkilere binaen söyledim ve bunu da belirttim ki su-i zan dan kaçınmak için.
 
Dilsiz Mütercim: Yaralarımızla yüzleşmeyi önemsiyorum. Bazı konulara, taraflara, çevrelere daha fazla değiniyorsam onların şimdilerde iktidar olma ve iktidarı destekleme vesilesiyle kapıldıkları rehavetten dolayı bu kardeşane yaraya temas etme durumuna daha çok ihtiyaçları olduğunu düşündüğümdendir. Ne var ki, hesabımdaki muhafazakar arkadaşlar bunu çok refleksel okuyup, savunmak dışındaki alternatiflere tefekkürden yana pek kapı aralamıyorlar ve beni kafalarındaki karşı tarafa, kafalarındaki bir çevreye dahil ediyorlar. Benim için sorun değil. Kalpere dokunmakla, yaralarımıza temas etmeyi ayırmadığımız gün belki itidal çağrılarına daha rahat kulak verebiliriz.
 
A.:  inşAllah yaraya dokunuruzda o yarayı açanlara gerekli cevabı vermiş oluruz, yoksa bu düşünce yapısı ile bir toplumu islah etme, yaralarını sarma bir yere o yara sahiplerine kalplerine bir yara daha açmaya devam ederiz. içimizde ki yara algısına...siz kendinizin böyle kabul edilmesini istiyorsunuz, o zaman karşınızdaki insalarıda öyle kabul etme durumundasınız.

Dilsiz Mütercim: Benim bir talebim yok kendim hakkında bu konuda. İnsanların tutumlarına dair şahitliğimi paylaştım. Beni neden şuraya değil de buraya dahil ettiniz demiyorum. Zaten durduğum yer icabı ben bunu göze alıyorum. Toplumu ıslah etme iddia ve temennisinden de Rabbe sığınırım. Karşımdaki insanları kendilerini nasıl tanımlıyorlarsa öyle muhatap almaya çalışırım. Selam ile.

estetik alerjisi güzel bir ifade ama bunu inançlar açısından değerlendirdiğimizde bir taraf için estetik olan başka bir taraf için alerji olabiliyor bunun kabul edilmemesi eksiklik gibi görülmemeli üst perdeden ifadelerden de kaçınılmalı ama işin başında kendi ifademiz olduğunu belirtmek sorunu ortadan kaldıracaktır diye düşünüyorum. Beni her daim düşünmeye zorladığımız için teşekkürler.
 
N.: İnsanı insan yapan biraz da yaralarıdır ama o yaralardan bir deva üretmek şartıyla... Aynı türden bir yara hastalık saçan bir mefhum olarak işlev gördüğünde, insanın henüz tekamül edemediğine şahitlik ederiz. Yaralar başka yaralar açmaya vesile olmamalıdır. Aslında her zehir kendi panzehirini içinde taşır.

 Yeri gelmişken bu fırsatla bir konuda içimi rahatlatmak istiyorum. Dilsiz Mütercim'i Blog üzerinden yazılarını okuyarak tanıdım. Dünya görüşlerimiz dışarıdan bakıldığında ''şekilsel'' olarak çok farklıydı lakin yazım dilinde bulduğum yakınlık bana, yaralarından hem kendine hem okuyanlarına deva üreten biriyle karşılaştığım hissini uyandırdı. Kendini elden geldiğince bu yola sevketmeye çalışan biri olarak ve ayrı dünyaların insanları olarak ayrı yollarda yürüsek de aynı yöntemle yürüyor olmanın yakınlığını hissettim. Birbirimizi takibe aldık ve daha sonra bu Face'e taşındı. Fakat buradaki ortam biraz farklıydı zira ikimiz de sayfalarımızda kendi çevremizde olmanın verdiği rahatlıkla daha ideolojik davranabiliyorduk. Dolayısıyla paylaşımlara gelen cevaplar da bunu yansıtıyordu. Zamanla gerildiğimi hissettim. Düşüncelerimi paylaşmaktan çekindim ve yabancılaştım. Çünkü paylaşımlara düşünceleriyle katkı sunan arkadaşlara karşı fikirlerimi yazdığımda alacağım tepkiden korktum. Belki bu benim kuruntumdu ama hissettiğim buydu. Dilsizin yazı dili bu hususta ''ötekini'' baskılayıp kendine yabancılaştırmazken, bazı arkadaşların sert üslubu diyaloga girmenin önünde en başından çekilmiş bir set gibi duruyor kanaatimce. Edebiyat süslü dil sanatı olmaktan öte, yabancıların kalbinde birbirine ulaşabilecekleri bir yol inşa etme aracıdır. Harcı bol olan uzun yollar yapar. Hele bu yola bir de çiçekler eken varsa Dostoyevski olur... Bulunduğu dar ortamın kaskatı kurallara dayanmadığı için yaptığı yol kıvrıla kıvrıla yüzyıllarca uzanır. Dilsiz benden çok daha esnek ve dolayısıyla güzel yazıyor, dilerim katılaşmaz. 

Dilsiz Mütercim: Düştüğüm nottaki ana örnekleri kendi tecrübelerimden versem de elbette paylaşımın merkezine almak istediğim estetik, edebi, şefkatli üslupların fikri tartışmalarda refleksel bir şekilde hakir görülmesi mevzusu idi. Yine de yorum yapan arkadaşlarım incelik gösterip konuyla ilgili fikirlerini belirtirken şahsi üslubuma dair de birkaç kelam etmişler. Estetik olana alerji ifademe karşılık estetik algılarımız farklı olabilir diye bir yorum yapılmış. Benim ifade etmek istediğim kısımda maalsef estetik kabullerin farklılığına geçilemiyor çünkü "karşı taraf" bu üslubun estetik oluşunu kabul ediyor ve zaten estetik olduğu için de mahiyetine kendisini kapatıyor. Bu konuda daha fazla düşünmek istiyorum zaman içinde. Umarım şuanda tam göremediğim sebeplerini de daha net görebilirim. Yazarken özellikle muhafazakar arkadaşların tepkilerini belirttim zira hesabımda çok farklı hayat görüşlerinden arkadaşlar olsa da genelde bu çıkış onlardan geliyor. Konularına göre farklı dünya görüşlerinden arkadaşların yorumları ağırlık kazanabiliyor duvarımda. Yine de bence tüm ideaolojik tartışmalarda bu konuda bir sıkıntı var. Çünkü genelde diğer gruplar da tartışmalarında estetiği ancak slogan mesabesinde pratiğe aktarıyor gibiler. Muhalif tutumlara tahammülsüzlük estetik, edebi bir üslubun gelişmesine mani genelde.
 
Buarada, sevgili kardeşim Nilüfer yazdıklarına hususi olarak da birkaç kelam edeyim. İfadelerin beni umutlandırdı. Beni üzerine düşünmeye sevketti. Emek verip, üzerine düşünüp yazdığın için teşekkür ederim. Ayrı dünyaların ayrı yollarda yürüyen insanları iken, aynı yöntemle yürüyor olmanın yakınlığı ifaden üzerine düşündüm. Sanırım dışarıdan "şekilsel" olarak dahil edildiğim dünya görüşüne sahip insanlarla pek çok defa yöntem ve hatta yol farkımız olduğundan genelde tam bir yoldaşlık mümkün olmuyor. Yöntem olarak müştereklik arzeden hatta bence ideolojileri aşan, yol manasında da yakınlık hissettiklerimle de şekilsel farklılıklar tam bir yoldaşlığa mani oluyor genelde. Ben şahsen yolun kendisini; çok güzel değindiğin yöntemin kendisi olarak gördüğümden, benim için yoldaşlık da yöntemlerdeki müşterekliğe tekabül ediyor. Benim hayatta bulabildiğim yoldaşlık sadece bu yöntem müşterekliğine çıkıyor gün geçtikçe. Bu yüzden sanırım karşı karşıya gibi duran tarafların, ayrı gittiği iddia edilen yolcuların pek çoğunun da öteki ötekisi oluyorum. Bahsettiğin yöntem ve üslup müşterekliği benim için diğer müşterekliklerden baskın geliyor. Sanırım bu yüzden oluşan yalnızlık bana bir yerde merhametli mesafe denen şeyi, az da olsa itidalli görme imkanını ikram ediyor. Yazdıkların bana bunları düşündürttü. Yazdıklarımda bulduğun müştereklik ve şahitliğin benim için senin paylaşımlarından edindiğim kanaatle kıymetli. Edebiyatla ilgili değinilerin umarım okuyan arkadaşların da üzerinde düşünmesine vesile olur.