*Hakan Albayrak akşam TRT'nin muhtelif kanallarında canlı yayınlanan, başbakanla yapılan bir programda, "Benim en büyük sorunum sizin Başbakan olduğunuz ülkede yazar olmak. Ben daha hayal kurmadan siz onu yapıyorsunuz..." dedi. Bu nasıl bir kofluk. Midem bulandı. Zaten emmareleri önceden okunuyordu da, çok yazık. Kendi karakterini insan böyle bir cümleyle gölgede bırakabiliyor işte. Şifa dileyeceğim ama hastalık bu kadar ilerlemeden böyle bir cümle kurmak mümkün değil. Başka hiçkimse insanın kendi kişiliğini bu kadar silikleştirmeyi başaramaz sanırım kendinden başka. Bu kafada insanlarla kuşatılmış iktidara ve yöneticilere her şeyden çok acıyorum.
*Bir cümle kurmadan ağızlarından iki kere efendim çıkıyor... Muhatabınız hangi lider olursa olsun çok acınası. Siz ne verebilirsiniz ki bu topluma?! İktidara gelen insanların frenlerinin patlamasını biraz da bu tür insanlara borçluyuz.
*Öfkelerini bile hakiki ve saygı değer bulmuyorum, görünen haliyle tam bir güce tapınış. O kadar eğilmişler ki öfkeleri bile gölgede kalıyor ötekine dair. Programa katılan, daha doğrusu soru soruyormuş gibi yapanların hepsi de buna dahildi maalesef. Ki Ahmet Taşgetiren'i çocukken babamla yayın evinde ziyarete giderdik. Çok üzücü. Programa birileri gölge gibi çıkartılıyor ki ortama hakim olan sağır, monolog vaizliği belli olmasın. Diyalog varmış gibi gözüksün ama aslında tek konuşan var.
*Şu da var ki, tıpkı vakti zamanında Ahmet Hakan, kanal 7 de haber spikeriyken mutaassıp camiada Erbakan'ın kızıyla evlense keşke gibi şeyler deniyordu. O zaman da şaşardım. Bunu niye diyorum, genelde Müslüman camiada da kaliteli insan kıtlığından kimi nereye koyacağımızı şaşırıyoruz, alakasız bağlar kuruluyor kalben, aklen. Gerçi bu toplumun genel problemi de sayılır maalesef.
