[İman ile küfür dahi hicab imiş bu yolda, küfürle sefalaştım imanımı yele verdim. Yunus Emre]
23 Haziran 2014 Pazartesi
Sövmenin Karekökü
Biraz sert bir giriş olacak ama, bazı insanların simalarına bakıp direk şerefsiz diyebiliyorum. Rahmetli dedemin tabiriyle söyleyecek olursak cibilyetsiz de diyebiliriz. Her ne kadar kendisi Selanik göçmeni olsa da Arnavuçta kelime sorduğumda anlamını söylemeden ettiği küfürleri de hafızamda saklıyorum ister istemez. Şu sıra baya agresiflik birikti içimde ne yapalım basınç vanalarımdan biri de buraya açılacakmış bugün. Neyse ki kısa tutacağım. Evet, haysiyetsizliği şarap gibi yıllanmış bazı insanların çehreleri üzerinden çıkarımlarda bulunabiliyorum. Genelde bunu dillendirmem ama bugün içimden geldi. Çünkü bu dillendirmeyi de çok sık yaparsam benim de çehrem, ruhum gölgelenir diye korkarım. Hatta yazarken bile bunu dillendirme hissiyatım küllendi. Yine de böyle de bir ön yargım ve peşin hüküm meylim var misal Aziz Yıldırım. Ki fotbolla, takım tutmakla alakam yok. Çocukluğumda bir ara Beşiktaşlıydım o da renkleri siyah beyaz, sade diyeydi. Hangi takımı tutuyorsun diye sorulduğunda konuyu uzatmamak için söylüyordum. Gerçi fotbolun Sosyolojisiyle ilgiliyim, hele Fenerbahçe'nin kurumsal sitesinde yer alan tarihi bazı enteresanlıklar ayrıca dikkatimi çekmiyor değil. Bu sporun kitlesel boyutu bir yana, kurumsal olarak onun aracılığıyla derinde döndürülen işler şeytana papucunu ters giydirir gibime geliyor.
http://www.fenerbahce.org/kurumsal/detay.asp?ContentID=25 Linkten bazı satırları vaktim olunca buraya aktarayım. Saraçoğlu Stadının alımı için tek maddelik yasa çıkartılması, İttihat Spor mevzuları baya ilgi çekici, düşünemeye değer.
Bir de futboldan biraz sıçrayıp sonra üzerinde durmak için not almak istediğim CHP'lilerin eski Kanarya Severler Derneği var. Sanırım şimdi bunun muhafazakar muadili de yardım dernekleri oluyor. Memleketçe pek hayırseveriz. (Milletçe diyecektim ama hangi birini yazayım hak geçmesin.)
Futbol kısmı asıl yazmak istediğim kısa not için bilgisayar başına geçtiğimde arka planlarda denk geldiğim haberlerden dolayı bu notta yerini aldı. Şerefsiz deyince zihnimizde direk serbest çağrışımla beliren insanlardan biri olmak çok kötü bir durum olmalı. Bazen böyle insanların çocukluklarını ya da çocuklarını düşünüp üzünüyorum. İnsani tüm hatalarım ve samimi olduğuna inandığım insani çabama rağmen böyle bir şekilde anılmaktan korkarım. Geçenlerde Amerikadaki hapishanalerdeki mektup ardakşarıma ulaşmamı sağlayan kurumun internet hesabında güzel bir soru vardı. Hayattındaki en büyük hatası kendisinden küçük olan (mahkumlardan) birini tanıyor musunuz gibi bir soru. Hoşuma gitti. Bu bakışı her insana uyarlamaya çalışmak bir yerde güzel. Misal, buradaki mektup arkadaşlarımın ikisi de ilaç satışı ve bağımlılığıyla bağlantılı da olsa reşit olmadan birilerinin canına kıymış insanlar.
Sadede gelirsem yine baştaki agresif moda dönmem lazım. Bazı insanlar için şerefsiz sıfatı bile yetersiz kalıyor ama benim bu konulardaki sıfat tamlamalarım gayet sade bir repertuardan oluştuğundan niteleme konusunda yeterince yaratıcı olamlıyorum. Yine de deneyeyim. Tam da yeni yıl kontratı tazelenmesi gerektiği bir dönemde ev kirası biraz gecikti diye kapıyı çalmak yerine evin arka merdivenlerinden dolanıp, mutfak kapısının camına kafayı dayayıp perde arasından, içeride gizliden bir taşınma telaşesi var mı ya da kaçtılar mı diye bakan apartman yöneticisiyle sabah kahvaltısı yaparken göz göze gelmek ve şoku atlatıp yerimden kalkarken koşar adım merdivenlerden indiğine şahit olmak insana tüm bunları düşündürüyor işte. Bazı insanlar için haysiyetsiz kelimesi yetersiz kalıyor. Yeni sıfatlar icat etmek gerek yeterince sövemeyenlerin de işini görebilecek nitelikte. Zaman zaman insanların simalarına bakıp direk şerefsiz teşhisi koyabiliyorum demiştim değil mi? Evi tutarken aynı şahıs için bu işlemi yapmıştım. Haklı çıktığım için üzgünüm tabii.
