https://www.facebook.com/bruninhoedavioficial/videos/1022309727801118/?pnref=story
Kuran kursundaki secdedeki şekerlemeleri anımsadım : )
Uzayan secdelerde çok huşulu uykulardı. Ah o teheccütler...
Bir de Rusya taraflarından havuzlu (bahçedeki şadırvan: ) tatil kampına diye aileleriyle anlaşmalı kandırılarak 500 kişilik kursa getirilen, içkileriyle beraber gelip yatakhanede alışkanlık icabı battaniye altında geceleri üryan uyumaya alışmış öğrencilerden utanıp, ağlamaklı halde kurs mescidinde telef olup yatan arkadaşlar vardı ki halleri perişan... Hey gidi askerlik anılarım hey. Yatılı okulun her türlüsüne karşıyım, ileride umarım Türkiye'deki Kuran Kurslarıyla ilgili etraflıca bir çalışma yapma imkanı bulabilirim. Mesela Ateist Hafızlar...
[İman ile küfür dahi hicab imiş bu yolda, küfürle sefalaştım imanımı yele verdim. Yunus Emre]
17 Haziran 2015 Çarşamba
Turnusol
Her yaşanan başarı ve hezimet ayrı bir turnusol kağıdı. Gerçi turnusoller çok daha öncesinden renk vermişti de olaylar geliştikçe renkler koyulaşıyor.
”Birkaç ırgat bir araya gelip iktidarı yıktınız, hadi yapın da görelim” Hayrettin Karaman
”Birkaç ırgat bir araya gelip iktidarı yıktınız, hadi yapın da görelim” Hayrettin Karaman
Ölüm Ekonomisi ve Şiddet Teknolojisi
Foucault'un dediği gibi sadece ırkçılık, sistematik tahakküm ve işkence form değiştiriyor. Teknolojisini geliştirip ilizyonunun şiddetini arttırıyor bile... Bir açıdan bakınca daha az kansız olması, daha az şiddet anlamına gelmez. Irkçılık ve sistematik şiddet teknoloji gibi, aslında sistem bnun bir türü daha eskimeden daha ileri çeşitlerini üretip hali hazırda bekletiyor bile. Ya da süreç içinde bu formlar şekillenip hazır hale geliyor. İnsanlar olana dair az çok kimi tutumlar geliştirip direniş göstermeye çalıştıklarında ve bu karşı duruş tutumlarına bir açıdan alıştıklarında, sistem zaten bunların pek çok defa işlemeyeceği yeni teknolojilerle ırkçılığı ve zulmü sürdürüyor.
Bu itirafların şimdi ortaya çıkmasına müsade edilmesi bile sitemin ilizyon teknolojisinin bir parçası. Çünkü bunun oluşturduğu algıyla kimi zihinlerde artık böyle şeylerin hepsi geride kaldı imajı veriliyor. Ve bazı gerçeklerin üzeri örtülüyor.
...
"Eski bir Askerin kan donduran itirafları19 yıl önce Yüksekova'da askerlik yaptığını ifade eden Sıraç Kılıç'ın tanık olduğu olaylara ilişkin anlattıkları kanları donduracak nitelikte. Kılıç, askerlerin bir çocuğu keyfi olarak vurduğunu, Türkçe bilmeyen bir çocuğa ise dinamit bağlanarak patlatıldığını söyledi.
www.haberercis.com
Haber: İdris YILMAZ /ÖZEL HABER
Kürt sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle bölgede yaşanan çatışmalarda başvurulan kirli yöntemlerin tanığı Erciş'te konuştu. Yıllardır tanık olduğu olaylar karşısında yıllardır acı çektiğini ve artık bu acıları daha fazla taşıyamayacağını ifade eden Sıraç Kılıç'ın anlattıkları kanları donduracak nitelikte. "19 yıl önce dinamit bağlanıp patlatılan soyadını bilmediğim 13 yaşındaki Nezir'in Kürtçe çığlığı kulaklarımdan çıkmıyor" ifadelerini kullanan Kılıç (39), 19 yıl önce askerlik yaptığı Yüksekova'da tanık olduğu olayları DİHA'ya anlattı. Tabur Komutanlığı yapan Mehmet D'nin zevk için köylülere işkence ettiğini belirten Kılıç, "Hayvanlarını otlatan 13-14 yaşlarındaki kız çocuğuna ateş emri verildi. Biz vurmayınca Sedat denilen uzman çavuş dürbünlü silahı ile birkaç el ateş ettikten sonra kız kanlar içinde yere yığıldı" dedi. Kılıç, "Birçok insanı ise kafa üstü ayaklarından asarak işkence ediyordular. Onlarca köylü olmadık işkencelere maruz kaldı. Şimdi bir sürü mezar var oralarda. Tanık olduğum o günler aklıma geldikçe insanlığımdan utanıyorum" dedi.
'Koyunlarını otlatan kızı vurdular'
Gelibolu 40. Piyade Alayı'nda askerlik yaptığını ve bu alaya bağlı seyyar taburun Yüksekova bölgesi İran sınırında geçici çadırlar kurarak bölgede askeri faaliyetler yaptığını belirten Kılıç, şunları anlattı: "Askerlik yaptığım bölgeyi tam olarak hatırlamıyorum. Fakat aramızda Şeytan Üçgeni diye adlandırılan, arı besleyerek bal üreten Cevizli isminde bir köy vardı yakınımızda. PKK ile askerler arasında bir gün önceden çatışma çıkmıştı. Çatışma sonrası aradan bir gün geçti. Bir kız çocuğu hayvanlarını otlatıyordu. Yaşı 13-14 gibiydi. Sedat isminde bir uzman çavuş kızı görür görmez bize kıza ateş etmemizi istedi. Ben kabul etmedim, yanımda Karadenizli bir arkadaşım vardı, komutan bana uzunca hakaret ettikten sonra ona ateş etme talimatı verdi. Ateş etmeden önce arkadaşıma kızdım.Ve bana 'sen merak etme ben de insanım onu vuracağımı düşünme üstünden ateş edeceğim' dedi. Ve gerçektende öyle yaptı. Karadenizli arkadaşım onu vurmayınca Ali isminde bir astsubay 'ben vuracağım' deyince, Sedat adındaki uzman çavuşun silahı dürbünlüydü ve o kızı vurmak istedi. Birkaç el ateş edince kız kanlar içinde yerlere serildi. Ve ben insanlık dışı bu uygulamayı izlemek zorunda kaldım. Yaşanan bu vahşeti bir marifetmiş gibi kahkahalarla tamamlıyordular."
'Televizyonlar askerlerin kızı vurduğunu demediler'
Yaşanan olaydan sonra Akşam haberlerini izlediklerini ifade eden Kılıç, "Akşam haberlerinde bizim Taburun adı geçti, çatışma yaşandığı ifade edildi. Haberde yaralanan kız çocuğun adı geçti, fakat askerin vurduğunu söylemediler. Kızı uzman çavuş vurdu, fakat olayı PKK'nin üzerine yıktılar" dedi.
'13 yaşındaki erkek çocuğa dinamit bağlayarak patlattılar'
Türkçe bilmeyen bir çocuğa sürekli PKK'lilerin nerede olduğunun sorulduğunu ifade eden Kılıç, ama çocuk Türkçe bilmediğini söyledi. Kılıç, şöyle konuştu: "Çocuk Kürtçe konuşuyordu, elleri ile bir takım işaretler yapıyordu. Ve gerçekten çocuk PKK'lilerin nerede olduğunu bilmiyordu. Bilseydi yaşadığı işkenceye maruz kalmazdı. Çocuk konuşmayınca ona patlayıcı maddeler bağlayıp uzaktan kumanda ile patlattılar. O çocuğun gözyaşları ve Kürtçe yardım istemesi çaresizliği aklımdan çıkmıyor. Aradan 19 yıl geçti, başımı her yastığa koyduğumda kulak çınlaması gibi çocuğun çaresiz feryadını duyuyorum. Çocuğun babası çocuğu sormaya geldi. Sakallı ve yaşlı bir adamdı. Adam çocuğunun durumunu bile sormaya korkuyordu. Olmadık hakaretlere maruz kalıyordu. Ben orada asker olduğum sürece adam her gün çocuğunu soruyordu. Her defasında 'sen git çocuk gelecek' diyorlardı."
'İnsanları ayaklarından asıp işkence ediyorlardı'
Tabur Komutanı Mehmet D'nin Kürtlere tahammül etmediğini ve zevk alarak işkence ettiğini ifade eden Kılıç, "60-70 yaşlarındaki insanları ayaklarından asıp işkence ediyorlardı. Köylüleri toplayıp akıl almaz işkenceler yapıyorlardı" dedi. Kılıç, yapılan işkenceleri şöyle anlattı: "Bir çadır vardı, köylülerin kadınları ve kızlarını bu çadırlara getirip akıl almaz işkencelerle kirletiyordular. Asker, köylüleri iştima edip kadınlara ve kızlara babaları, ağabeyleri ve eşlerinin gözleri önünde taciz ediyorlardı. Tabur komutanı köylülerin koyunlarını toplattırıp satabildiğini sattırıyor, satamadığını ise keserek askerlere veriyordu."
'Cenazelerin parmaklarını ve kulaklarını kesip hatıra olarak saklıyordular'
Öldürülen PKK'lilerin cenazelerine işkence yapıldığını belirten Kılıç, "Cesetlerin parmaklarını ve kulaklarını keserek önce bir gün kola içinde beklettikten sonra kurutup vernikliyordular. Kimisi cüzdanına koyup saklıyordu. Kimisi ise tel geçirip anahtarlık yapıyordu. Cesetler haftalarca köy meydanına bırakılıyor, kimsenin ise dokunmasına izin verilmiyordu" dedi.
'Etrafta bir sürü mezar olabilir'
Askerlik yaptığı alana şimdi gitse tanıyabileceğini ifade eden Kılıç, "Yüzlerce insan akıl almaz işkencelere maruz kaldı. Oradaki komutanlar adeta insan kanına susamış gibiydiler. Adam öldürmek için sabırsızlanıyordular. Köylülerden nefret ediyordular. Köylülere işkence edilen bir çadır vardı. O çadıra girenin sağ çıkması mümkün değildi. Ve o çadıra girenlerin çıktığına tanık olmadık. O bölgede bir sürü mezar olduğundan eminim. Öldürdüklerini muhakkak oraya gömüyordular" diye konuştu.
'Askerleri çatıştırıyordular'
Gündüz vakti bir grup komandonun kendilerine ateş ettiğini belirten Kılıç, "Bizi de bize vurdurmaya çalışıyordular. Bize destek için geldiğini düşündüğümüz komando birliği bizimle çatışmaya girdi. Yaşanan bu durum sonucunda bir arkadaşımız da yaralandı" dedi. Yaralanan kişinin Muş nüfusuna kayıtlı olduğunu belirten Kılıç, hastaneye götürüldükten sonra Muşlu askerden haber alınamadığını belirtti. Yüksekova'da 5 ay askerlik yaptığını ifade eden Kılıç, 5 ay içerisinde 10 sivil insanın askerler tarafından öldürüldüğünü, 30 kişinin yaralandığını ve yüzlerce köylüye ise akıl almaz işkenceler yapıldığına tanık olduğunu söyledi.
'Karakola ifade verdim'
19 yıl geçtikten sonra bölgede askerlik yaptığı ve bu olaylara tanık olduğu için geçtiğimiz günlerde Erciş'te bulunan TEM Şubesi'nde ifade vermek için çağırıldığını belirten Kılıç, "Bu yaşanan insanlık dışı durumun sorumlularının cezalarını çekmesi için elimden gelen her şeyi yaparım" dedi. O dönemde askerlik yapan arkadaşlarına da çağrıda bulunan Kılıç, "Eminim hepiniz benim gibi vicdanen rahatsızsınız. Korkacak, saklayacak bir şey yok. Herkes bu konuda gördüklerini adalete ve yargıya söylesin" dedi.
'Devlet 19 yıl sonra mı uyandı?'
Yıllar önce köylülere yapılan işkenceleri devletin görmemezlikten geldiğini, askerlerin devlet eli ile bu işkenceyi yaptığını ifade eden Kılıç, "Bir vatandaş suç işledi mi hemen yargılanıyor ve cezası kesiliyor. 19 yıl önce askerlik yaptığım yerde insanlara akıl almaz işkenceler yapılıyordu. Masum, suçsuz çocuklar ve insanlar öldürüldü. Bunlar neden görmemezlikten gelindi? Devlet 19 yıl sonra mı uyandı?" diye sordu."
11 Haziran 2015 Perşembe
Bir yandan
"Bir yandan seviniyorum, diyorum ki Selo iyi geliyor Kürt halkına, yüzyıllık aşağılanmaların, ötekileştirmelerin, katledilişlerin, yok sayılışların, merkezden dışlanmaların yıkımına, ağrısına, sızısına, kayıplarına deva oluyor... Diğer yandan uzun vadede, tıpkı RTE'nin Müslümanları merkeze, sistemin sefaletine çekerek, antiemperyalist muhalefetini evcilleştirdiği gibi Selo'nun da zorunlu olarak Kürtleri sistemin entegrasyonuna hazırladığını görüyorum.
Lakin şunu da biliyorum, insanları uyumasınlar, uyuşmasınlar diye işkenceyle ayakta tutmanın kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bunu seyretmenin de...
Öyleyse, nöbetleşe uyuyup uyanacağız, diyorum kendime. Hepimizin arada bir soluklanmaya, güç toplamak için gevşemeye ihtiyacı var. Bu, uzun soluklu bir bayrak yarışı, insanlık arayışıdır. Sırayla biribirimizi uyutup uyandıracağız. Bunun başka yolu yok.
Yeter ki uyumayan tek bir insanımız olsun milyarlar içinde... Nöbetteyiz demektir." Nilüfer A.
Lakin şunu da biliyorum, insanları uyumasınlar, uyuşmasınlar diye işkenceyle ayakta tutmanın kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bunu seyretmenin de...
Öyleyse, nöbetleşe uyuyup uyanacağız, diyorum kendime. Hepimizin arada bir soluklanmaya, güç toplamak için gevşemeye ihtiyacı var. Bu, uzun soluklu bir bayrak yarışı, insanlık arayışıdır. Sırayla biribirimizi uyutup uyandıracağız. Bunun başka yolu yok.
Yeter ki uyumayan tek bir insanımız olsun milyarlar içinde... Nöbetteyiz demektir." Nilüfer A.
İzler misiniz... Diyarbakırlı yurttaşlardan ilk görüşler.
https://www.facebook.com/AkbasHasanHasanAkbas/videos/10153063159373208/?pnref=story
Tekrar belirteyim, bunca sistematik şiddete, yok sayışa yıllar ve yıllar boyu maruz kalan bir halkın halkların kardeşliğinden ve barıştan yana ısrarı, kör eden bir nefretten uzak bu vakur duruşları her zaman burnumun direğini sızlatıyor. Evet, bu hale hayranlık duyuyorum...
...
Mustafa M: izledim. selahaddin '' türkler ve kürtler cihangirde tanışmadı'' demişti. evet kürtler ve türkler cihangirde tanışmadı. göreceğiz demirtaş imtihanını nasıl verecek. bunu buraya bıraktım .
Dilsiz Mütercim: Eyvallah. Bu imtihan; hepimizin imtihanı, tek taraflı bir kazananı yok. O yüzden hepimiz konu barışsa "diğerlerinin" de kazanmasını umalım, destekleyelim derim.
Mustafa M: ben bu konuda '' gavurluk'' sıfatını ayrı tutarak beklemedeyim. barış ise konu sulh ile menzildeydiz derim. ve lakin belki de herşey çok fazla iyidir.. çok fazla!
Dilsiz Mütercim: Her şeyin çok fazla iyi olduğu konusunda hemfikir değilim. Bazıları/mız "ummadığımız" ve "istemediğimiz" kadar başarılı oldu demekse bu, biraz da devran onlardan yana dönsün ve "onları" sınasın. Yıllardır gücü elinde tutanları gördük.
Mustafa M: bundan sonra meydan Demirtaş'ın sahsında onların. evet.
Dilsiz Mütercim: Sistemin yüzde 13 sorumluluğu onların diyelim, hazmedip kenara çekilip yol verirlerse. Yaşayıp, görelim.
Mustafa M: bu adil değil ama. ak parti %41'in sorumlusu mu şimdi?
Mustafa M: oysa selahattin öyle demedi. türkiyenin her yerinden üçer beşer de olsa oy aldı. nişantaşı bebek cihangir ve etilerde birinci oldu. bu bence %13 den fazla anlam ifade eder.
Dilsiz Mütercim: En iyisi bu konuya dalmayalım. Anlamı fazla olabilir ama sorumluluğun tamamını üzerine yıkma muhabbetine gerek yok bence. Beyhude bir tartışma olur. Bu adil değil ama ifadesini oraya gelene kadar kullanmamız gereken çok şey var/dı Mustafa kardeşim.
Mustafa M: "Yapılsın adil pazarlık yapılsın yapılacaksa"
Nilüfer A: İnsanın hangi semtte oturduğundan çok ne yaptığına bakmak lazım. Ahmet Kaya da Etiler'de otururdu... Ne önemi var? Ben HDP'yi, hangi saikle olursa olsun, iyi bir yüzdeyle meclise sokan herkese teşekkür ediyorum. Babasının mezarına kapanıp ağlayan çocukların gözbebeklerinde beliren umut ışığı için... Teori pratikten geldiğinde çok daha köklü değişimler üretir. Cihangir de değişir.
Mustafa M: Çok şey ifade eder. Zaman içerisinde şerh şerh göreceğiz !
Mustafa M: Valla elde Kandiller yana yana izleyeceğiz! Babasının mezarına kapatıp evet ağlattılar çocukları ,daha dün !
Mustafa M: Bu hüda par'ın başkanının ifadesi. Tabi PKK silahlı bir örgüt değildir .
Dilsiz Mütercim: Bu mesajları ben de takip ediyorum. Seçimi kazanmışken böyle bir gaflete düşeceklerini düşünmek bunun için onca bedel ödemeyenlerin kolay kapılacağı bir zan olabilir ancak... Mümkünse ağlayan çocukların acısını kıyaslayıp yarıştırmayalım. Sürekli HDP eşittir PKK vurgusu da bunaltıyor cidden. Ne yapsın bu insanlar? Komple dağa mı çıksınlar?
Mustafa M: Inmediler ki!
Dilsiz Mütercim: Uzatmak istemiyorum bu tartışmayı cidden, bu videodakiler Diyarbakır sokağında onu biliyorum.
Mustafa M: Birgün istanbulda görüşürsek Esenyurt sokaklarını da gösteririm sana. Çok güzel. Bu arada hdp-pkk eşitliği iftira değil,öyle ise pkk kötü bir anlama gelir , değilse bunu demirtaş şeddeli söyledi . Beyaz bembeyaz kemalistlerle ve doğanla evlenerek
Mustafa M: Eyvallah dilsiz. Kal sağlıcakla!
Nurgül S: Bu güclü iktidar kemalistlere ve doğan medyasına kozlari vermemeli idi öyleyse, duvar delindikçe kâğıt tıkadılar bir sel gelip tıkanan kâğıtları süpürdü. Bu süprülmeye kendi adıma barışa vesile olmasini dileyerek katkıda bulundum. Hatta seçim sonuçlarının ardından bir üzüntüye kapıldım, lakin üzüldügüme üzülmem gerekecek o kadar çok şey yazılıp çizildi ki...ben baldıran zehrini ictigim icin şuan pişman değilim, yapmam gerekeni yaptigimi düsünüyorum,şimdiden sonrasını hep birlikte göreceğiz, allah pişman etmesin
Mustafa M: Dilsiz ,Kürt hakkını savunan Müslüman olunca öcü marksist olunca baştacı edildi. Bunu da yaz günlüklerine. Şafak pavey'in Demirtaş'a "çakk" yapışını da ayrıca yaz .
Dilsiz Mütercim: Kim baştacı kim öcü ilan etti umrumda değil, bunlar üzerinden tutum şekillendirecek değilim. Valla bana zannettiği kimliğim üzerinden yanında durduğum için öcü muamelesi yapan hiç bir Kürt kardeşim olmadı ama dün özelden başörtülü bir kadın o. çocuğu deyip durmak bilmez hakareter etti ilk defa. Kürt hakkını savunan Müslüman olunca diyorsun da yahu zaten milyon tane Müslüman Kürt var onları şimdiye kadar ümmet diye diye susturup durdular. Bu topraklardaki Müslüman Türkler Filistin'e, Bosna'ya, Çeçenler'e kurdukları empatinin yarısını daha Kürt kardeşleri için yapmadılar. Kalkıp söze PKK'den başlamak bence hakkaniyetsizlik. Sen de kal sağlıcakla.
Mustafa M: Söze PKK ile başlayan kendileri ! Hdp vekillerinden sana bi buket islam ile ilgili sözlerini yapıp göndereyim
Dilsiz Mütercim Hiç bir siyasi oluşumu katıksız sahiplenecek değilim, burada HDP avukatlığı yapmak istediğim en son şey bile değil. Ben takip ediyorum yeterince merak etme. PKK bu topraklarda Türk devletinin ve TSK'nın el emeği, göz nuru, doğurduğudur.
Mustafa M: Meşhur olmak kolay iş: zem zem kuyusuna bevlini yap meşhur olursun.
Dilsiz Mütercim Bu konu hacıları ve Müslümanları ilgilendirir malum, gayri müslimleri mekana almıyorlar : )) En azından bunda mutabıkız, bevleden de zemzemi içen de Müslümanlar şuanda : ))
Mustafa M: Evet Suriye'de şu an pyd suriyeli Araplar'ı zorla göç ettiriyor , çünkü Araplar'ı orada barındırmıyorlar. Birgün göreceksiniz ki herşey bitmiş. Levent tüzel ayla akat islama küferdince bakacağım buraya.
Dilsiz Mütercim: Şimdiden söyleyeyim, hiç bir şey görmeyebilirsin. Her şeye cevap vermeye sorumlu hissetmiyorum kendimi. İslama muhafazakar din bezirganları kadar kimse küfredemez, AKP çıtayı baya yükseltti buarada. Sokaktan bir görüntü paylaştım getirdiğin nokta samimiyet testi oldu, sağolasın, görüşürüz...
Mustafa M: Görüşmesek de olur dilsiz , zorla değil biliyoruz
Dilsiz Mütercim: :))
Emine K: insallah barıstan yana olur ama işte nedense pek inandırıcı gelmıyo neyse son hayrolsun smile ifade simgesi
Berivan T:Çok güzel. Ama havai fişek patlatmasalarmış keşke, kuşlara yazık..
Dilsiz Mütercim: Haklısın ben de hiç hazzetmiyorum hem kuşlara ettikleri yüzünden hem de savaşı çağrıştırdığından...
...
Mustafa M: izledim. selahaddin '' türkler ve kürtler cihangirde tanışmadı'' demişti. evet kürtler ve türkler cihangirde tanışmadı. göreceğiz demirtaş imtihanını nasıl verecek. bunu buraya bıraktım .
Dilsiz Mütercim: Eyvallah. Bu imtihan; hepimizin imtihanı, tek taraflı bir kazananı yok. O yüzden hepimiz konu barışsa "diğerlerinin" de kazanmasını umalım, destekleyelim derim.
Mustafa M: ben bu konuda '' gavurluk'' sıfatını ayrı tutarak beklemedeyim. barış ise konu sulh ile menzildeydiz derim. ve lakin belki de herşey çok fazla iyidir.. çok fazla!
Dilsiz Mütercim: Her şeyin çok fazla iyi olduğu konusunda hemfikir değilim. Bazıları/mız "ummadığımız" ve "istemediğimiz" kadar başarılı oldu demekse bu, biraz da devran onlardan yana dönsün ve "onları" sınasın. Yıllardır gücü elinde tutanları gördük.
Mustafa M: bundan sonra meydan Demirtaş'ın sahsında onların. evet.
Dilsiz Mütercim: Sistemin yüzde 13 sorumluluğu onların diyelim, hazmedip kenara çekilip yol verirlerse. Yaşayıp, görelim.
Mustafa M: bu adil değil ama. ak parti %41'in sorumlusu mu şimdi?
Mustafa M: oysa selahattin öyle demedi. türkiyenin her yerinden üçer beşer de olsa oy aldı. nişantaşı bebek cihangir ve etilerde birinci oldu. bu bence %13 den fazla anlam ifade eder.
Dilsiz Mütercim: En iyisi bu konuya dalmayalım. Anlamı fazla olabilir ama sorumluluğun tamamını üzerine yıkma muhabbetine gerek yok bence. Beyhude bir tartışma olur. Bu adil değil ama ifadesini oraya gelene kadar kullanmamız gereken çok şey var/dı Mustafa kardeşim.
Mustafa M: "Yapılsın adil pazarlık yapılsın yapılacaksa"
Nilüfer A: İnsanın hangi semtte oturduğundan çok ne yaptığına bakmak lazım. Ahmet Kaya da Etiler'de otururdu... Ne önemi var? Ben HDP'yi, hangi saikle olursa olsun, iyi bir yüzdeyle meclise sokan herkese teşekkür ediyorum. Babasının mezarına kapanıp ağlayan çocukların gözbebeklerinde beliren umut ışığı için... Teori pratikten geldiğinde çok daha köklü değişimler üretir. Cihangir de değişir.
Mustafa M: Çok şey ifade eder. Zaman içerisinde şerh şerh göreceğiz !
Mustafa M: Valla elde Kandiller yana yana izleyeceğiz! Babasının mezarına kapatıp evet ağlattılar çocukları ,daha dün !
Mustafa M: Bu hüda par'ın başkanının ifadesi. Tabi PKK silahlı bir örgüt değildir .
Dilsiz Mütercim: Bu mesajları ben de takip ediyorum. Seçimi kazanmışken böyle bir gaflete düşeceklerini düşünmek bunun için onca bedel ödemeyenlerin kolay kapılacağı bir zan olabilir ancak... Mümkünse ağlayan çocukların acısını kıyaslayıp yarıştırmayalım. Sürekli HDP eşittir PKK vurgusu da bunaltıyor cidden. Ne yapsın bu insanlar? Komple dağa mı çıksınlar?
Mustafa M: Inmediler ki!
Dilsiz Mütercim: Uzatmak istemiyorum bu tartışmayı cidden, bu videodakiler Diyarbakır sokağında onu biliyorum.
Mustafa M: Birgün istanbulda görüşürsek Esenyurt sokaklarını da gösteririm sana. Çok güzel. Bu arada hdp-pkk eşitliği iftira değil,öyle ise pkk kötü bir anlama gelir , değilse bunu demirtaş şeddeli söyledi . Beyaz bembeyaz kemalistlerle ve doğanla evlenerek
Mustafa M: Eyvallah dilsiz. Kal sağlıcakla!
Nurgül S: Bu güclü iktidar kemalistlere ve doğan medyasına kozlari vermemeli idi öyleyse, duvar delindikçe kâğıt tıkadılar bir sel gelip tıkanan kâğıtları süpürdü. Bu süprülmeye kendi adıma barışa vesile olmasini dileyerek katkıda bulundum. Hatta seçim sonuçlarının ardından bir üzüntüye kapıldım, lakin üzüldügüme üzülmem gerekecek o kadar çok şey yazılıp çizildi ki...ben baldıran zehrini ictigim icin şuan pişman değilim, yapmam gerekeni yaptigimi düsünüyorum,şimdiden sonrasını hep birlikte göreceğiz, allah pişman etmesin
Mustafa M: Dilsiz ,Kürt hakkını savunan Müslüman olunca öcü marksist olunca baştacı edildi. Bunu da yaz günlüklerine. Şafak pavey'in Demirtaş'a "çakk" yapışını da ayrıca yaz .
Dilsiz Mütercim: Kim baştacı kim öcü ilan etti umrumda değil, bunlar üzerinden tutum şekillendirecek değilim. Valla bana zannettiği kimliğim üzerinden yanında durduğum için öcü muamelesi yapan hiç bir Kürt kardeşim olmadı ama dün özelden başörtülü bir kadın o. çocuğu deyip durmak bilmez hakareter etti ilk defa. Kürt hakkını savunan Müslüman olunca diyorsun da yahu zaten milyon tane Müslüman Kürt var onları şimdiye kadar ümmet diye diye susturup durdular. Bu topraklardaki Müslüman Türkler Filistin'e, Bosna'ya, Çeçenler'e kurdukları empatinin yarısını daha Kürt kardeşleri için yapmadılar. Kalkıp söze PKK'den başlamak bence hakkaniyetsizlik. Sen de kal sağlıcakla.
Mustafa M: Söze PKK ile başlayan kendileri ! Hdp vekillerinden sana bi buket islam ile ilgili sözlerini yapıp göndereyim
Dilsiz Mütercim Hiç bir siyasi oluşumu katıksız sahiplenecek değilim, burada HDP avukatlığı yapmak istediğim en son şey bile değil. Ben takip ediyorum yeterince merak etme. PKK bu topraklarda Türk devletinin ve TSK'nın el emeği, göz nuru, doğurduğudur.
Mustafa M: Meşhur olmak kolay iş: zem zem kuyusuna bevlini yap meşhur olursun.
Dilsiz Mütercim Bu konu hacıları ve Müslümanları ilgilendirir malum, gayri müslimleri mekana almıyorlar : )) En azından bunda mutabıkız, bevleden de zemzemi içen de Müslümanlar şuanda : ))
Mustafa M: Evet Suriye'de şu an pyd suriyeli Araplar'ı zorla göç ettiriyor , çünkü Araplar'ı orada barındırmıyorlar. Birgün göreceksiniz ki herşey bitmiş. Levent tüzel ayla akat islama küferdince bakacağım buraya.
Dilsiz Mütercim: Şimdiden söyleyeyim, hiç bir şey görmeyebilirsin. Her şeye cevap vermeye sorumlu hissetmiyorum kendimi. İslama muhafazakar din bezirganları kadar kimse küfredemez, AKP çıtayı baya yükseltti buarada. Sokaktan bir görüntü paylaştım getirdiğin nokta samimiyet testi oldu, sağolasın, görüşürüz...
Mustafa M: Görüşmesek de olur dilsiz , zorla değil biliyoruz
Dilsiz Mütercim: :))
Emine K: insallah barıstan yana olur ama işte nedense pek inandırıcı gelmıyo neyse son hayrolsun smile ifade simgesi
Berivan T:Çok güzel. Ama havai fişek patlatmasalarmış keşke, kuşlara yazık..
Dilsiz Mütercim: Haklısın ben de hiç hazzetmiyorum hem kuşlara ettikleri yüzünden hem de savaşı çağrıştırdığından...
*
"o kadar har koştular ki asiyâb-ı devlete, çiğnemekten birbirini dolâb-ı devlet dönmüyor azizim." ziya paşa
har: eşek, asiyâb-ı devlet: devlet çarkı
hayvan kardeşlerimi tenzih ederim, iş bu ifadede kendileri tepişmekten yana temsili olarak kullanılmıştır.
har: eşek, asiyâb-ı devlet: devlet çarkı
hayvan kardeşlerimi tenzih ederim, iş bu ifadede kendileri tepişmekten yana temsili olarak kullanılmıştır.
%
Geçici bir bencillik krizi yaşıyorum, dolar uçmuş, bari gidip memleketten bikaç kitap ısmarliim... Dolara böyle şeyler olunca aklıma ilk gelen şey hep bu oluyor.
"Dolar çok kötü seviyeye gelmiş. Bi gecede cahil kaldık muhabbetinin ekonomi versiyonu resmen : ) Sanki dolar cuma günü 1,20 tl ile kapattı."
"Dolar çok kötü seviyeye gelmiş. Bi gecede cahil kaldık muhabbetinin ekonomi versiyonu resmen : ) Sanki dolar cuma günü 1,20 tl ile kapattı."
sisteme eklemlenmek
"la memlekette anarşist bırakmadınız, gözleri müşahitmüşahit bakıyor hepsinin, bayrak sallamaktan kolları çıktı. bari 1 sandalye" : )
Tomanı da al git!
Sümeyye K: sizin içiniz rahat olsun tomalardan kurtuldunuz.. halk tedirgin olmus ne olacakki..
Dilsiz Mütercim: halkı tekelinize almanız talihsizlik olmuş.
Sümeyye K: en azından %40 ından bahsediyorum.. siz gezi parkı kadar olanının, ortalıgı yakıp yıkanların selahiyetini düşünüyorsunuz ya
Dilsiz Mütercim: ortalığı yakıp yıkmayı sadece sivil halkın bir kısmına mal edip sistematik olanını göz ardı etmek tamamen devletçi bir bakış. ben kimsenin adına konuşma ihtiyacı duymuyorum. tedirginliği de aramızda bölüşmek en iyisi. konformizme gerek yok.
Sümeyye K: sistematik bir yakıp yıkma oldugunu düşünen sizsiniz.. gezi parkındaki organizenin ne için planlandıgını okuyamayan da..borsanın düşmesinden tedirgin olmanız normal o anlamda zaten bende halkın tedirginliği diye ifade etmiş olmalıyım..
Dilsiz Mütercim: Devlet her zaman sistematik şiddetin kaynağıdır. Hükümetlerin değişmesi bunun sadece yüzünü ve yönünü değiştirebilir. 28 Şubatları yaşayan Müslümanların, hükümet değişince bunu göremez olması büyük sıkıntı. Rahatsız olmanızın sebeplerini anlıyorum ama katılmam mümkün değil. Borsa, istikrar putu vs tedirginlikleri üzerinden prensiplerimden ödün verecek değilim.
Sümeyye K: 'devlet her zaman sistematik şiddetin kaynağıdır'.. biraz akademik metinlerden beri gelin diycem ama bunun akademi diliyle de alakası yok.. bişey demiyorum
Dilsiz Mütercim: Akademik bir ifade değildi buna indirgemeniz haksız yere aşağılayıcı ve üstenci bir üslup olmuş. Ben gördüğümü söyledim. İtinalı yazmam akademik dil anlamına gelmez. Uzatmanın anlamı yok bu üslubunuza bakınca. Göremediğinizi zorla gösterme çabasına girecek değilim. Selam.
Sümeyye K: her zaman ifadesi mutlak bir tanım olmus.. yani pratikle hiç bağdaşmayacak bir ifade.. akademik bir dil olmadıgını da görüyorum zaten de ne olduguna anlam veremedim.. akademinin içinde oldugunuz zannıyla söyledim
Dilsiz Mütercim Sonuçta insanı şiddetten ayırmak tamamen mümkün değil. Devlet de sonuçta insanların elinde ve yine insanlara hükmeden bir mekanizma olduğuna göre, insanın şiddetini orantısız gücüyle beraber sistematikleştiren bir yapıya sahip. Evet bence mutlak, sadece kaliteli bir toplumda minimize edilebilir diye düşünüyorum.
Sümeyye K: madem şiddet insan için mutlak tomaları devlete cok görmemek lazım değil mi. nede olsa devlet toplum güvenliğinden sorumlu.. orantısız şiddetin her türlüsünü bu millet yeterince tattı 80 senede. . evet bir zamanlar bu ülkede benim kürt halkımda türk halkımda zulüm gördü.. kürtlere devlet eliyle belki cok büyük zulümler yapıldı.. zulüm yapan o devleti ben hiç bir zaman kabullenmedim. ama iadei itibarın yapıldıgı bir dönemdeyiz. bunu görmemek çok büyük bir ayıp.. tabi biz söke söke aldık mantıgı da var hani ya ama devlet neden orantısız güçle sindirmedi acaba muhaliflerini...kürtlerin devlet olma isteğini bile anlayabiliyorum ama bu kandan beslenen iki yüzlü sahtekarlara destek vermelerini anlayamıyorum.. tabi tehdit ve baskıyı haric tutarsak...ayrıca orantısız güç nasıl olur bilmek isterseniz sisi 'nin rabia meydanında yaptıklarına ve Yasin Börü ve arkadaşlarının nasıl öldürüldüğüne bakın yeter.
Dilsiz Mütercim: Kürt sorunu, Kürtler artık yok deyinceye kadar vardır. HDP'nin aldığı oylar dahil pek çok şey bunun devam ettiğinin göstergesi. Şu haliyle sistemi içselleştirdiğiniz çok açık. Orantısız şiddet için illa Mısır'daki gibi snipelrerle insanların vurulması gerekmez. Türkiye'deki örnekleri göremiyorsanız tartışmaya devam etmeyi makul bulmuyorum. Sistem zaten uzaklardaki şiddet örneklerini her zaman kendi şiddetini örtmek için pompalayıp kullanır. Tomaları çok görmemek lazım ifadeniz benim için yeterli. Katkılarınızla düşüncelerimi açmama vesile oldunuz, teşekkürler.
Sümeyye K: tomalar sizin tezinizin sonucu.. şiddet insan için mutlak diyen sizsiniz.. ama nedense yasin börü ve arkadaslarının öldürülmelerini de görmezden gelen sizsiniz
Sümeyye K: hdp nin kendi mitinginde bomba patlatmasını dahi siz mesru görürsünüz anladıgım kadarıyla
Dilsiz Mütercim: Ölenlerden ölü seçecek ve acı yarıştıracak değilim. Kimin neyi niçin yaptığına dair benden çok daha eminsiniz. Bu çıkarımlarınızın hepsinde aksini anlatmayı beyhude görüyorum. Yazdıklarınız haksız ithamlara dönüşüyor.
Sümeyye K: ayrıca biz Kürt sorunu tamamen bitmişitr diyormuyuz. emin olun o kansızlara siyaseti bıraktığınız müddetçe onlar bitirmeyecek bu sorunu.. yarıstıracak acınız yok tabi.. sağolun yarattıgınız kaosta hayatını yanlışlıga yada bir kasti provakeye dayalı öldürülen genclerin üzerinden siyaset yapıyorsunuz.. ama doguda açık secik halka silah dayandıgını görmeyecek kadar körleşmişsiniz.. size daha ne diyeyim
Sümeyye K: ayrıca biz Kürt sorunu tamamen bitmişitr diyormuyuz. emin olun o kansızlara siyaseti bıraktığınız müddetçe onlar bitirmeyecek bu sorunu.. yarıstıracak acınız yok tabi.. sağolun yarattıgınız kaosta hayatını yanlışlıga yada bir kasti provakeye dayalı öldürülen genclerin üzerinden siyaset yapıyorsunuz.. ama doguda açık secik halka silah dayandıgını görmeyecek kadar körleşmişsiniz.. size daha ne diyeyim
Dilsiz Mütercim: Tüm haklılık payımı size hibe ediyorum.
Sümeyye K: nefsim adına değil inandığım tek Hakikat için konusuyorum.. hak bende olsa ne olur sende olsa ne olur.. biz Hak'ta olalım..
Dilsiz Mütercim: Sorun şu ki ben asla savunduklarımı bu kadar katıksız bir eminlikle hak vehakikatle ilişkilendirmiyorum. Hata payı bakidir. Düşündüğümden şuan emin olmak başka. Bu çok büyük bir iddia ve öteki fikre ve soru işaretine hiç yer bırakmıyor. O yüzden sizin olsun.
Sümeyye K: sizin tomaya karşı durdugunuz kadar yasin börü'nün katilleri karşısında duruyorum
Sümeyye K: hata payı her zaman bakidir.. ben gördüğüm yerden hakikati böyle okuyorum ama görüyorumki sizin okudugunuz hakikat insan için cok ta tutarlılık ifade etmiyor.. tomalar olmasın ben varım.. ama kürt halkının kafasına dayanmıs silah için aynı şeyi siz söyleyemiyorsunuz..
Nilüfer A: Sümeyye kardeşim belli ki seçim sonuçlarına fazla takılmış ve gelecek için kaygılar taşıyor. Laik yobazların yine eskisi gibi baş örtüsüne müdahale edeceği, Müslüman halkın son 10 yılda kamusal alanda elde ettiği kazanımları elinden alıp onları yeniden eve hapsedeceği tedirginliğini yaşıyor. Bu tıpkı Müslümanların yönetimi altında kalan laiklerin tedirginliğine benziyor. Onlar da yaşam tarzlarına yapılan müdahalelerden, mahallelerindeki bütün okulların İmam Hatiplere dönüştürülerek zorla din eğitimi altına alınmalarına varan düzenlemelerden, kadını kuluçka makinesi haline getirmeye çalışan telkinlerden, söylemlerden tedirgin oldu... Peki, nasıl çözülecek bu düğüm? Sözümona değişen iktidarların taraftarları olup birbirimize ateşler püskürerek mi? Kim yapıyor bunları bize, niye, ne hakla diye sormak yerine, her seferinde ''ötekinden'' rövanş alarak ya da tersine rövanş alınacağı kaygısı duyarak mı yaşayacağız hep böyle? Düşünmek lazım, yeryüzünde yaşanan haksızlıkların, aynı ülkenin insanları arasında gördüğümüz adaletsizliklerin sebebi, seküler/dindar yaşam geriliminden mi kaynaklanıyor acaba? İktidar nedir, ne içindir, kim, nasıl ele geçirir onu, nasıl kullanır, hangi araçlarla kullanır, bununla ne elde eder diye sorgulamak gerekmez mi? İktidarların yanına yöresine asalaklar gibi yapışıp ölene kadar tedirgin olmadan, güven duygusu içinde yaşama arzumuz nereden geliyor, bu arzunun sürekli tatmini bizi ne haline getirir diye düşünmek gerekmiyor mu? Bence büyük bir şans yakaladık şu anda. Biraz yakınlaşalım birbirimize... Sakinleşelim.Ötekileştirdiklerimize yaşam alanı veriyor üstenciliğiyle, vay nankörler edasıyla değil, ötekisi olmama gayretiyle temas edelim. Olabildiği kadar artık... Elimizden geldiğince... İktidarla olacak şeyler değil bunlar. Tersine iktidarı dışlayabildiğimizde mümkün olacak şeyler.
Dilsiz Mütercim: Sen daha güzel, daha empatik ifade ettin kardeşim, benim yorgunluğuma güzel, kardeşçe bir yama oldu. Sağolasın...
Nilüfer A: Ben teşekkür ederim vesile olduğun için...
Sümeyye K: darbelerle bu ülkeyi bu millete bırakmadıkları bir tarih yaşadık.. ben bunu müslüman seküler gerginliği olarak değil malesef bağımsızlık savaşı olarak görüyorum.. dış basında öyle görüyor... ama malesef bi biz anlayamadık...bu ülkeyi bu millete bırakmadılar ve bu secimde dahi dönen oyunlara bizzat şahit olduk.. güçlü bir Türkiye istenmiyor..İktidarla hesaplaşmaya gelince gerçekten iktidar olduklarını bildiğim gün o iktidarın yanlışları ile en çok mücadele edecek olan benim ..daha kaliteli olduğuna inandığım bir muhalefet görürsem onu da destekliycem. ama şu salt muhalif edebiyatından hiç haz etmiyorum... sekülerler mahallelerinde açılan imam hatipten rahatsız olabilir ama kimse onları istedikleri okuldan men etmiyor dikkatinizi celbederim.. aynı kefeye nasıl koyarsınız.. bu hükümet sekülerleri kısıtlamadı bilakis sadece dindarlar üzerindeki yasakları kaldırdı..... lütfen sosyolojik tahlilleri iyi yapalım.. bakara makara dedi diye eleştirilen adam bu hükümette bakanlık yaptı.. nasıl bir ötekileştirmeden bahsedersiniz. bana göre seküler yada değil en önemlisi halk insan yerine ilk defa kondu..doğu ve batısı ile hizmetlerin ne oldugunu tek tek saymıycam.. hastane ve emekli kuyruklarını hatırlamanız yeter sanırım.. ben bunu bilirim. Anadolu irfanı taktir ediyor bir cok seyide kürt halkımın üzerindeki baskıyı görebiliyorum.. akp'nin hiç mi yanlışı yok elbette hayır.. sinan çetin'in dediği gibi karşı taraf o kadar karanlıkki aydınlıkta durmayı tercih ediyorum.. son noktam budur.
Nilüfer A: Elimde kefe yok ki Sümeyye kardeşim, ne neye denktir bilemem... Size az gelen bana çok, size uz gelen bana yakın gelebilir. Öylesine örnekledim... Sonuçta karşılıklı bir tedirginlik var, anlatmaya çalıştığım bu... Buradan çıkmazsak değirmene su taşımaktan başka bir şey yapamayız diyorum. Siz bu hükümeti geçmiştekilerden daha iyi buluyorsunuz... Ehven-i şer... Ben bu görüşte değilim. Hiçbir farkları yok, bir fotoğrafın pozitif/negatif görüntüsü gibiler. Emperyalist oyunların kuklası olma konusunda da aynılar... Zira bizimki gibi ülkelerde iktidar, sadece kuklalara geçici olarak giydirilen palyoço kostümü gibi bir şey. Bu hükümetin en büyük zararı da emperyalist oyunları maskelemede çok fazla becerikli olması. Diğerlerininki çok sırıtıyordu. Kuran'ı iyi kullanamıyorlardı mesela... Gülünç oluyorlardı. :))
Sümeyye K: sizin tomaya karşı durdugunuz kadar yasin börü'nün katilleri karşısında duruyorum
Sümeyye K: hata payı her zaman bakidir.. ben gördüğüm yerden hakikati böyle okuyorum ama görüyorumki sizin okudugunuz hakikat insan için cok ta tutarlılık ifade etmiyor.. tomalar olmasın ben varım.. ama kürt halkının kafasına dayanmıs silah için aynı şeyi siz söyleyemiyorsunuz..
Nilüfer A: Sümeyye kardeşim belli ki seçim sonuçlarına fazla takılmış ve gelecek için kaygılar taşıyor. Laik yobazların yine eskisi gibi baş örtüsüne müdahale edeceği, Müslüman halkın son 10 yılda kamusal alanda elde ettiği kazanımları elinden alıp onları yeniden eve hapsedeceği tedirginliğini yaşıyor. Bu tıpkı Müslümanların yönetimi altında kalan laiklerin tedirginliğine benziyor. Onlar da yaşam tarzlarına yapılan müdahalelerden, mahallelerindeki bütün okulların İmam Hatiplere dönüştürülerek zorla din eğitimi altına alınmalarına varan düzenlemelerden, kadını kuluçka makinesi haline getirmeye çalışan telkinlerden, söylemlerden tedirgin oldu... Peki, nasıl çözülecek bu düğüm? Sözümona değişen iktidarların taraftarları olup birbirimize ateşler püskürerek mi? Kim yapıyor bunları bize, niye, ne hakla diye sormak yerine, her seferinde ''ötekinden'' rövanş alarak ya da tersine rövanş alınacağı kaygısı duyarak mı yaşayacağız hep böyle? Düşünmek lazım, yeryüzünde yaşanan haksızlıkların, aynı ülkenin insanları arasında gördüğümüz adaletsizliklerin sebebi, seküler/dindar yaşam geriliminden mi kaynaklanıyor acaba? İktidar nedir, ne içindir, kim, nasıl ele geçirir onu, nasıl kullanır, hangi araçlarla kullanır, bununla ne elde eder diye sorgulamak gerekmez mi? İktidarların yanına yöresine asalaklar gibi yapışıp ölene kadar tedirgin olmadan, güven duygusu içinde yaşama arzumuz nereden geliyor, bu arzunun sürekli tatmini bizi ne haline getirir diye düşünmek gerekmiyor mu? Bence büyük bir şans yakaladık şu anda. Biraz yakınlaşalım birbirimize... Sakinleşelim.Ötekileştirdiklerimize yaşam alanı veriyor üstenciliğiyle, vay nankörler edasıyla değil, ötekisi olmama gayretiyle temas edelim. Olabildiği kadar artık... Elimizden geldiğince... İktidarla olacak şeyler değil bunlar. Tersine iktidarı dışlayabildiğimizde mümkün olacak şeyler.
Dilsiz Mütercim: Sen daha güzel, daha empatik ifade ettin kardeşim, benim yorgunluğuma güzel, kardeşçe bir yama oldu. Sağolasın...
Nilüfer A: Ben teşekkür ederim vesile olduğun için...
Sümeyye K: darbelerle bu ülkeyi bu millete bırakmadıkları bir tarih yaşadık.. ben bunu müslüman seküler gerginliği olarak değil malesef bağımsızlık savaşı olarak görüyorum.. dış basında öyle görüyor... ama malesef bi biz anlayamadık...bu ülkeyi bu millete bırakmadılar ve bu secimde dahi dönen oyunlara bizzat şahit olduk.. güçlü bir Türkiye istenmiyor..İktidarla hesaplaşmaya gelince gerçekten iktidar olduklarını bildiğim gün o iktidarın yanlışları ile en çok mücadele edecek olan benim ..daha kaliteli olduğuna inandığım bir muhalefet görürsem onu da destekliycem. ama şu salt muhalif edebiyatından hiç haz etmiyorum... sekülerler mahallelerinde açılan imam hatipten rahatsız olabilir ama kimse onları istedikleri okuldan men etmiyor dikkatinizi celbederim.. aynı kefeye nasıl koyarsınız.. bu hükümet sekülerleri kısıtlamadı bilakis sadece dindarlar üzerindeki yasakları kaldırdı..... lütfen sosyolojik tahlilleri iyi yapalım.. bakara makara dedi diye eleştirilen adam bu hükümette bakanlık yaptı.. nasıl bir ötekileştirmeden bahsedersiniz. bana göre seküler yada değil en önemlisi halk insan yerine ilk defa kondu..doğu ve batısı ile hizmetlerin ne oldugunu tek tek saymıycam.. hastane ve emekli kuyruklarını hatırlamanız yeter sanırım.. ben bunu bilirim. Anadolu irfanı taktir ediyor bir cok seyide kürt halkımın üzerindeki baskıyı görebiliyorum.. akp'nin hiç mi yanlışı yok elbette hayır.. sinan çetin'in dediği gibi karşı taraf o kadar karanlıkki aydınlıkta durmayı tercih ediyorum.. son noktam budur.
Nilüfer A: Elimde kefe yok ki Sümeyye kardeşim, ne neye denktir bilemem... Size az gelen bana çok, size uz gelen bana yakın gelebilir. Öylesine örnekledim... Sonuçta karşılıklı bir tedirginlik var, anlatmaya çalıştığım bu... Buradan çıkmazsak değirmene su taşımaktan başka bir şey yapamayız diyorum. Siz bu hükümeti geçmiştekilerden daha iyi buluyorsunuz... Ehven-i şer... Ben bu görüşte değilim. Hiçbir farkları yok, bir fotoğrafın pozitif/negatif görüntüsü gibiler. Emperyalist oyunların kuklası olma konusunda da aynılar... Zira bizimki gibi ülkelerde iktidar, sadece kuklalara geçici olarak giydirilen palyoço kostümü gibi bir şey. Bu hükümetin en büyük zararı da emperyalist oyunları maskelemede çok fazla becerikli olması. Diğerlerininki çok sırıtıyordu. Kuran'ı iyi kullanamıyorlardı mesela... Gülünç oluyorlardı. :))
8 Haziran 2015 Pazartesi
seçim z
![]() |
| Orwell-19984 |
"Ahaha sosyal medyada herkesin kafası çok güzel olmuş. Biri akp yi Kuranda kıssadaki gökten indirilip değeri bilinmeyen bıldırcanlara benzetiyor, diğeri hdp ye oy veren haydutlar diyor, bir diğeri şehitler bugün öldü diyor, bir diğeri arkadaş siliyor arkadaş ekliyor, öbürü ben seni yendim sen beni yendin diyor, diğeri acımadı ki acımadı ki diyor. Çok güzelsiniz iyisiniz hoşsunuz, siyasilerin heyecanına kapılıp gittiniz, siyasetçilik oynuyorsunuz da hepiniz yarın aynı sabahın güneşine uyanacaksınız. Yine işe gitmek için sıyıracaksınız yorganı, yine faturaları ödeyeceksiniz, yine iki yumurta kıracaksınız kahvaltıya, yine süpüreceksiniz kapınızın önünü, yine göreceksiniz aynı insanların yüzünü.. Yani tamam oynayın şu siyasetçilik oyununu ama akşam ezanı okununca da evinize gerçeğinize girmeyi bilin. Sana, bana, halka değil bu seçmeler seçilmeler. Devletin sevdiği şeyler için üzdüklerinize sattıklarınıza söylediklerinize üzülürsünüz, değmez." Narin A.
7 Haziran 2015 Pazar
seçime dair...
Cevahir AVM civarı- bu ay çekildi
5 Haziran 2015 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






