Çocukluk zulasına döndüren küçük ayrıntılar ne de güzel...
Ninemin dizine yeniden baş koymak gibi... Fotoğrafı gören Rizeli bir arkadaş; Cizlavit diyoruz bunlara, dedi. Karslı bir diğeri ise; Cizdavet deriz diye ekledi. Böylelikle Rizeyle Kars da çarıklar aracılığıyla kucaklaşmış oldu. Sonradan bir arkadaş daha ilave etti, Şırnak'ta da Gızlavet denirmiş. Bizim köyde özel bir isim verildiğini hatırlamıyorum ben. Ninem hala giyiyor. Rahmetli dedemle beraber içine bir de mes(h) giyerlerdi. Naylon çarık filan diyorlar muhtemelen. Anneannem bana da çizmesinden hediye etmişti vakti zamanında. Her ne kadar ben rengine vurulup ayağımı sıktığı halde bu olsun dediğim için (genelde çocukken de olsa böyle şapşallıklar yapmadım gibi geliyor ama arada esiyormuş demek ki) babamın aldığı eflatun (kırmızı ve pembeye o zamandan bir mesafe koymuştum) ayakkabıları sonrasında ayağımı vuruyor demeye utanıp giymeye devam ediyor olsam da, ninemin beni düşünüp bir şeyler alması duygulandırmıştı beni. Şimdilerde markalar renklilerini dünya paraya satıyorlar gördüğüm kadarıyla. Pazarlama böyle bir şey. Renkli olması güzel de, şirketlerin ve müşteri kitlenin naylon ayakkabıya yaklaşım şekli akıllara ziyan.
Foto: Ayhan Şaşmaz
Gevende-Şeker:
Gevende-Okyanus Düğünü
