
Çocukluğumdan beri insanların, ölenler, öldürülenler hakkında konuşurken aralarında kadınlar ve çocuklar da var ifadesini kullanmalarını hiç anlayamadım. Söyleyene göre iyi niyetli olabillen bu ifade bence pratikte erkeklerin öldürülmesini bir yerde makulleştiriyor. Öldürülen erkekleri tek başına bir kıyım olarak görmeyi gölgelemesi, serinletmesi bir yana, güya mehemetli bir ifadeyle kadınlar ve çocukları parantez içine alan bu algı aynı çocukların, babasız, ağbisiz, dayısız, aynı kadınların sevdiceksiz, kardeşsiz, arkadaşsız kalmalarını da sanki bu şiddetin uzantısı olarak görmezden geliyor. Aynı ifadeler art niyetli ağızlardan çıktığında, bir yerde öldürülmesi normalleştirilen erkek cinsinin öldürmesini de makulleştirmeye aracı oluyor. Ne de olsa fedailer hep lazım olmuştur. Belki bir gün bu ayrımı yapmadan da savaşı, işgali, katliamı, sürgünü anlamaya ve karşısında durmaya meyledersek gırtlağımıza dek yükselen kan paçalarımıza iner en azından.
Yeniden dillendireyim kimi nefislere ağır ya da ütopik gelse de. Bence şimdilerde yaşananlara içi burkulanların yapabileceği en büyük eylem; İsrailli ya da değil Yahudi ebeveynlerin çocuklarına Filistinli çocuklar için hayır dua etmeyi aşılamaları. Zira bu bir yerde muhabbet ve kardşelik tohumu ekmek demek. İyilik temennilerimizde düşünsel ya da sözel olarak bile bulunmayan insanlarla barışı sağlamak imkansız geliyor bana. Aynı şekilde Filistinli ailelerin ve diğer Müslüman ebeveynlerin de İsralli ya da değil Yahudi çocukları için hayır dua etmeyi aşılamaları lazım yeni nesillere. Çocukları, öfkesi ve nefreti baskın gelenler için önceledim elbette yapabiliyorlarsa yetişkinler için de. Aslında pek sesleri çıkamıyor olsa da aynı bölgede zulme maruz kalan Hristiyanlara dair ve onlar için de aynı şey geçerli. Bu üç güruha da müdahil olmayanlar da bu düşüncemin ve temennimin gizli özneleri arasında. Böyle bir nesil taraflardan yetişmedikçe Kudüs daha uzun yıllar herkesin ağlama duvarı olur. Severiz biz ağıtlar yakmayı...