[İman ile küfür dahi hicab imiş bu yolda, küfürle sefalaştım imanımı yele verdim. Yunus Emre]

3 Şubat 2012 Cuma

çelişkilerimiz ve düşünmek



"...yaşamanın bir anlamı bulunduğunu yadsıyan düşünürlerden hiçbirinin, mantıklarını yaşamayı da yadsımaya kadar götürmediğini söylemek gerek. Schopenhuer'in çok zengin bir sofra başında intiharı övüdüğünü sık sık anlatıp gülerler. Şakaya alınacak hiçbir şey yok bunda. Acıklıyı ciddiye almamak o kadar da ağır bir şey değil ama bu tutumu benimseyen kişi hakkındaki yargıyı eninde sonunda tutumunun kendisi verir."/"Düşünme alışkanlığı edinmeden yaşamaya alışırız." Albert Camus-Sisifos Söyleninden...


düşünme de alışkanlığa dönüşünce...?

düşünme alışkanlığa dönüşünce mekanikleşip işlevselliğini yitirir mi diye düşündüm bu son satırı okurken ben de. belli konuları sürekli düşünmek bir alışkanlığa dönüşünce bu konular gerçekten düşünülemez hale mi gelir, düşünmenin salt alışkanlık haline gelmesiyle, bazı konuları alışkanlık olarak düşünmek birbirinden tesirleri bakımından ayrılabilir gibi geldi bana. genel olarak düşünme alışkanlığı edinmek, meleke halini alması hayatımızdaki diğer rutinlerden bazıları gibi anlamını yitime tehlikesinden nasibini alır mı... net bir sonuca varmasam da sanırım bir işleyiş zemini olarak düşünme melekesi-alışkanlığı kazanmak kötü olmasa gerek onun havanına bazı konuları üstünkörü alışkanlık icabı yerleştirmek belki sorun teşkil edebilir... bu tür sorular aklıma gelse de oturması gereken pek çok şeyden evvel yaşamın alışkanlık olarak sürmesine dair bir tenkidi içerdiğinden paylaşmak isterdim.
 
sorular, sorular...