[İman ile küfür dahi hicab imiş bu yolda, küfürle sefalaştım imanımı yele verdim. Yunus Emre]

31 Ekim 2014 Cuma

rilke


“…ölüm, bizden öteye dönük olan, bizim aydınlatmadığmız yüzüdür yaşamın… gerçek yaşam biçimi her iki bölgeye uzanır, en büyük kan dolaşımı her ikisi boyunca… yapılması gereken, burada bakılmış, dokunulmuş olanı o daha geniş, o en geniş çemberin içine almak. gölgesiyle yeryüzünü karartan bir öbür dünyaya değil, bir bütüne bütünün kendisine… evet, bizim ödevimiz bu gidici, dayanıksız yeryüzünü öyle derin, öyle acıyla, tutkuyla kavramak ki onun özü ‘görünmez olarak’ bizde yeniden dirilsin. bizler, görünmez’in arılarıyız. çılgın gibi topluyoruz görünür’ün balını. görünmez’in büyük altın kovanında biriktirip saklamak için. ağıtlardaki melek,…(o) dönüşümü içinde gerçekleştirmiş olan varlıktır…” rilke’den witold hulewicz’e, 1925-duino ağıtlarındaki melek hakkinda

“kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. cevapları şimdi arama. şu anda cevaplar sana verilemez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. bu her şeyi yaşama meselesidir. şu anda senin, soruyu yaşaman gerekiyor. belki daha ilerde, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın.”

"gelecek gerçekleşmeden çok önce kendini dönüştürmek için içimize girer."

“yaz gene de gelir, ama yalnız sabredenlere gelir, önlerinde sonsuzluk varmış gibi tasalanmadan sessiz ve yürekleri geniş olanlara gelir. onu gönül borcu duyduğum acılar içinde öğreniyorum: sabır her şeydir.”

rilke